 Esra
Ceyhan’ın ‘A’dan Z’ye programı sayesinde tanıdık onu. İlginç mimikleri,
güzel yemek tarifleriyle birçoklarının kalbinde taht kuran Ayşe
Tüter’le hayatını ve yaşamının artık değişmez bir parçası olan yemeği
konuştuk.
Yemek deyince akla hep aynı isimler geliyor. Samanyolu TV’deki Oktay
Usta, şu sıralar TGRT’te yemek tarifleri veren Sahrap Soysal, bir
zamanların en meşhur aşçısı kilolu Ümit Usta, Emine Beder derken ünlü
aşçılarımızın listesi uzayıp gidiyor. Ancak aralarından biri var ki;
ekrandaki çekingen tavırları, her an değişen mimikleri ve verdiği
tariflerle insanların merak ettiği şahsiyetlerden biri olarak kalmaya
devam ediyor. Kim mi? ‘Esra Ceyhan’la A’dan Z’ye’ ekranlarından aşina
olduğumuz Ayşe Tüter, tabii ki. “Peki Ayşe Tüter kimdir, ne iş yapar ve
bu piyasaya neden atılmıştır?” diye soracak olursanız, cevabını aşağıda
bulabilirsiniz. Beykoz Çubuklu’da doğan Ayşe Tüter, röportaja
başladığımızda bir bir anlatmaya başlıyor yaşadıklarını. Zaten ben
çocukluğumdan beri yemek yapmaya çok meraklıydım diye özetleyiveriyor
her şeyi. Ancak ekrandaki o tedirgin ifadeden yüzünde eser yok. Tam
tersi sevimli, sempatik, iki yetişkin evlat sahibi bir anne Tüter.
Babası İstanbul, annesi ise Rumeli kökenli. “Anneannem, babaannem ve
halam çok güzel yemek yapardı. Hepsinden çok şey öğrendim” diyor.
Koleji bitirdikten sonra Tüter, iki sene yemek eğitimi ardından da beş
yıldızlı otel şeflerinden kurslarla eğitimini sürdürmüş. Konuşmamız
sırasında kendini sürekli geliştirmeye ve pekiştirmeye özen
gösterdiğini anlatıyor. Ama aynı zamanda da tevazu sahibi bir kadın
Ayşe Tüter. “Çok biliyorum diye bir şey yok, bilmediklerim
bildiklerimden çok” diye ekliyor. Öğrenmenin de yaşının olmadığına
inanıyor. Devamlı araştırıyor, okuyor ve yazıyor.
Kuru Fasulyeden Tatlı
Kaç kişi hatırlar bilinmez ama onu yaşamamızın bir parçası haline
getiren 1996 yılında Sofra Dergisi’nin açtığı yarışma olmuş. Tüter, bu
yarışmada Türkiye birincisi seçilmiş. “O hafta gazetelerde haberim
çıktı. Kuru fasulyeden tatlı yapmıştım, çok beğenildi. Ondan sonra hep
arandım, çağrıldım. Ben onları bulmadım, onlar beni buldu” diye
ekliyor. Beş sene Samanyolu TV’de çalışan Tüter, ondan sonra atv’ye
geçmiş. Bu arada atv’deki beşinci senesi Tüter’in. Pazartesi günü
yayına başlaması beklenen ‘Esra Ceyhan’la A’dan Z’ye programında yine
karşımıza çıkacak anlayacağınız. Bu arada on parmağında on marifet
sözüne uygun bir kişilik olduğunu da eklemek de fayda var. ‘Esra
Ceyhan’la A’dan Z’ye’ programında verdiği yemek tarifleri haricinde,
Sabah Gazetesi’nin Günaydın ekindeki yemek tariflerini o hazırlıyor,
‘Ayşe Tüter’le Banvit Lezzet Güneşi’ adlı aylık periyotta yayımlanan
derginin genel yayın yönetmenliği yapıyor ve yemek dersleri veriyor.
Ayrıca beş tane de yemek kitabı var. Son kitabı Kapital Yayınları’ndan
çıkan ‘Ayşe Tüter’le Mutfak’ta Dört Mevsim’, 5-6 ay önce çıkmış.
Kitabın içerisinde yok yok. Yani kurabiye tarifiyse kurabiye, çorba ise
çorba. “Bir de ucuz kitap çıkarmak istedim ki herkes alabilsin” diyor.
"Beyaz Et, Beyaz Bir Dünya Benim İçin”
Peki ya bir yemek danışmanı olan Ayşe Tüter’in kendisi ne yiyip ne
içiyor? Bizden duymuş olmayın ama o tam bir tavuk tutkunu. Bizim
çocukluğumuz da tavuk bu derece işlenmiyordu diye özetliyor durumu konu
yemekten açılınca. “Sadece çorbası, pilavı, kızartması, haşlaması
oluyordu. Yılbaşı gibi özel günlerde hindi veya tavuk olurdu, iç
pilavlı falan. Ama benim için hakikaten çok ayrı bir yeri var. Beyaz
etin hazmı kolay, sağlıklı ve kolestrolü az. Hakikaten beyaz et, beyaz
bir dünya benim için” Başarılı aşçının ailesi için de bu tavuk sevgisi
hiç sorun olmuyormuş: “Çünkü ben sırf beyaz et pişirmiyorum. Haftada
bir gün kırmızı et yapıyorsam, diğer günler beyaz eti tercih ediyorum.
Ama tavuğu hep sebzelerle kullanıyorum. Karnıyarık, taze fasulye, nohut
yapıyorum. Etli dolma, bile tavuk etini baharatlarla birleştirince çok
güzel oluyor” diyor. İş için sürekli gezen Tüter, geçen hafta gittiği
Gaziantep’e de hayran kalmış. Hakikaten bulguru dantel gibi işliyorlar
diyor ve ekliyor: “Türk hanımları çok yaratıcı. Gönüllerindeki sevgiyi
el işlerine yemeklere aktarıyorlar” Derken röportaj bitiyor ve
Ayşe Tüter’in hem iyi bir anne, hem de iyi bir eş olan sıcak yüzüyle
karşılaşıyoruz. Devamlı gülüyor. Onu ekran karşısından tanıyor ve
suratsız, tepkisiz ve soğuk görüyorsanız yanılıyorsunuz. Yalnızca
hanımefendi bir kişilik. Nostaljiden çok hoşlanıyor mesela. Doğduğu
İstanbul’u ve Çubuklu’yu özlediğini anlıyoruz laf aralarında. Ona göre
bugünkü yozlaşmanın nedeni ise göç. Anlayacağınız Ayşe Tüter kendi
halinde iyi bir aşçı, ev hanımı ve anne....
Yazı: Aslı ÖRNEK |